BÜYÜ VAR MI? BÜYÜ BİZE NASIL TESİR EDEBİLİR Kİ?

Kur-an ‘da birçok ayette büyünün var olduğunu , yapanın da yaptıranın da gerekli cezaları alacağı anlatılmaktadır. Bazı kaynaklarda Peygamber Efendimize (s.a.v) büyü yapıldığı rivayet edimektedir. Siz inansanız da inanmasanız da büyü vardır ve maruz kalabilirsiniz. Peki bu nasıl olur?

Büyüden etkilenebilmeniz için illa ki kötü bir insan olmanız veya kötü davranışlar sergilemeniz gerekmez. Konudan konuya atlıyor veya uzatıyormuş gibi gelebiliriz ama mümkün olduğunca çok bilgi vermek istiyoruz. Belki haddimize değil ama şifalanmanızı, iyi olmanızı, doğruyu öğrenmenizi, kandırılmamanızı istiyoruz. Tüm bilgiler, hastalıklar, yaşayacaklarımız genetik kodlamayla bize aktarılır. (Genetik kodlama nedir hemen açıklayalım: Aslında bizim oluşumumuzda 7 kuşağın bilgisi bulunmaktadır. DNAmızda 7 sülalemizin genetik hastalığı, korkuları, cesareti vb bir sürü şey aktarılabilir. Karakterimiz de böyle oluşur. Mutlaka duymuşsunuzdur; bu çocuğun huyu ne babasına ne de annesine benzemiyor. Biz hiç böyle şeyler yapmazdık. Bunun sebebi DNAmız. DNA mız yani biz, bir kan pıhtısından , daha da derine inelim bir su damlasından oluşuyoruz .Bütün sırlar bir su damlasında). Eee, aktarılsın. Bunun büyü ile ne alakası var? Hehhhh işte 7 kuşak öncesinde alınan bir beddua, büyü enerjisi eğer çözülmezse size kadar , sizde de çözülmezse çocuklarınıza aktarılır. Bazen insanlar çok büyük haksızlığa uğradıklarında veya böyle düşündüklerinde –Soyunuz sopunuz korusun, çoluğundan çocuğundan çıksın- gibi cümleler kuruyor. Eğer gerçekten kişi haklıysa maalesef ki bir şekilde bu gerçekleşiyor. Şöyle bir atasözü var duydunuz mu bilemeyiz; - Dedesi ekşi koruk çalmış, torununun ağzı kamaşmış- Ne demek istediğimizi tamamıyla anlatıyor aslında bu cümle. Siz suçsuz olsanız da anne babanızın yaptığı hatadan dolayı siz sorunlar yaşayabiliyorsunuz. Bunların dışında yaptığınız kötülükler sonucunda, kin ,nefret, intikam , yüksek boyutta korku, aşırı kıskançlık, dedikodu, fal baktırma, başkasına büyü yaptırma, haklı olsanızda fazlaca beddua edip lanet okumak, gereksiz yere ve çok sık yemin etmek, küfür etmek gibi durumlarda auranız bedeninize yapışır. Büyü yıllar önce yapılmış olsa bile, auranız geriye çekildiği ve frekansınız düştüğü için auranız yırtılır ve negatif enerji bedeninize girer. Artık herşey sizin için ters gitmeye başlar. Hatta bütün kötü olayların üstüste geldiğini gözlemlersiniz. Şunu unutmayın; her ne yaşıyorsanız bu tamamen sizinle alakalı. Başkalarını suçlamayı bırakmalısınz. Kaderiniz tamamen sizin elinizde, siz enerjinizi düşürmeseydiniz asla bunla yaşamayacaktınız. İyiyi kendinizden, kötüyü başkasından bilerek , başkalarını suçlayarak sonuca ulaşamazsınız. Olanlardan da olmayanlardan da sadece siz sorumlusunuz. Allah kimseye adaletsiz davranmaz .Allah oturup da şunu cezalandırayım, bunu mükafatlandırayım diye düşünmez.( bu tabir yanlış olabilir, böyle düşünenler olduğu için bu cümleyi kurmak durumunda kaldık.) Sistemi oluşturmuş, kuralları koymuştur ve herkes yaptığının karşılığını alır. Kendisi bile kurduğu nizamın dışına çıkmaz( herşeyin doğrusunu O bilir) O’nu suçlamayı da , sizi sevmediğini düşünmeyi de, isyan etmeyi de bırakmak akıllıca bir davranıştır. Çözümler ve yapılacaklar belli. Doğru yeri, doğru yolu bulmak , çözüme ulaşmak, mutlu olma yollarını bulmak size kalmış.

Galip & Damla

KOZMİK ENERJİ BÜYÜ BEDDUA LANET ENERJİSİNİ VE NEGATİF VARLIKLARI TEMİZLER Mİ?

EVET! Kozmik enerjinin en etkili olduğu yönlerden bir tanesidir. Peki büyü bozan hocalardan farkı nedir? Yine Kendi yaşadığım bir deneyimi anlatmayı tercih ediyorum; öncelikle şunu belirteyim , kimse kimseyi kandırmasın, hiçkimse bu işlere mutluluktan, huzurdan dolayı girmez. 7 yıl boyunca hatta daha fazla süre büyü enerjisine maruz kaldım. Bu illetten kurtulabilmek için her türlü tedavi yöntemini denedim. Üfürükçü denilen insanlara, hocalara gittim. Çoğunlukla da dolandırıldım. Çare için her yolu ve her şeyi denedim. Onlarca hacı hoca takımına gittim. Tabii eş-dost-akraba yönlerdirmesiyle – Şu adam çok iyi, şu hoca çok iyi- diyenlerin tavsiyesine uyarak!!! Allah yine de onlardan razı olsun. Ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştılar. Bu hocalardan belki bir tanesinin yaptıkları beni bir nebze rahatlatıyordu. Elbetteki işin ehli hocalar vardır. Fakat doğruyu bulmak , onun doğru kişi olduğunu bilmek zor. Herneyse; o hocanın da yaptığı şu idi, üzerime yönlendirilmiş negatif enerjiyi ( madem herşeyi şeffaf şekilde anlatmaya karar verdik, anlatalım: yani büyü, cinler vasıtasıyla yapılır. Büyü yapan kişi size cinlerini yönlendirir. Biz onlara negatif varlıklar diyoruz) sahibine geri göndermek. Yani büyüyü yapan kişi size 2 tane negatif varlık yönlerdirdiyse , hoca bu varlıkları sahibine geri gönderdiğinde ne olur? Gönderdiği varlıkları görünce büyünün bozulduğunu anlar ve bu sefer size 2 varlık yerine belkide 5 yada daha fazla sayıda negatif varlık gönderir. Tabii, sizde doğal olarak yine hoca arayışlarına girersiniz. Yani yine birsürü eziyet, zaman kaybı, para kaybı , iş, sağlık kaybı yaşıyorsunuz. Çünkü hoca dediğimiz kişiler sizin auranızı, enerjinizi değiştirmiyor. Sadece varığı geri gönderiyor. Çare aramak adına bu sefer enerjilere yönlendim. Tabi ki burada da defalarca dolandırıldığımı geç de olsa anladım. Sonra reiki ile tanıştım. Reiki, sadece bedendeki sıkıntıları %50 oranında (belki biraz az belki biraz fazla) düzeltiyor. Düzeltiyor da; eeee büyü? Hala çözülmedi. O zaman bu işi ben öğreneyim dedim. Derken derken usui reiki, mor alev reikisi, diksha ya uyumlandım ve herbirinin masterlığını aldım. Daha sonra hipnoz eğitimi, hoponopono varmış hadi onuda alalım, bitkilerle tedavi ok onuda deneyelim . Taşlar? Olmazsa olmaz. Daha bir sürü eğitim, bir sürü tedavi denemesi sonucunda hala çözüme ulaşamadığım için Kozmik Enerji Terapisi ile tanıştım. Çok şükür ki bu illetten Kozmik Enerji sayesinde kurtuldum. Sonra bol bol şükrettim , hatta büyüyü yapana teşekkür ettim. Deli miyim? Tabi ki hayır. O yapılan büyü sayesinde Allah’ın yarattığı muazzam sistemi anlamaya başladım. Kendimi koruma öğrendim. Neyi neden yaşadığımın farkındalığına vardım. Bu dünyaya geliş amacımı ve görevimi anladım. Sıkıntı yaşamıyor muyum? Elbetteki yaşıyorum. Sinirlenmiyor muyum? Haksızlık yapılırsa elbette. Hasta olmuyor muyum? Tabii ki oluyorum. Peki farklı olan ne? Sorunlar karşısında daha az etkleniyorum, hasta olduğumda 10 gün yatıyorsam 1 gün hasta oluyor ve çoğunlukla ayakta atlatıyorum. Kozmik Enerji büyüden nasıl kurtarıyor sorusuna dönersek ; o negatif varlıkları sahibine yani bize büyü yapana değil, kendi boyutuna gönderiyoruz. Böylelikle gönderen kişi de onların boyutlarına geri döndüğünün farkına varmıyor. Farkına varsa da artık onun öyle bir varlığı yok ;) En önemlisi sizin auranız genişlediği, frekansınız yükseldiği için o varlıklar artık size bir halt yapamıyor farkı budur ;)

Galip & Damla

KAÇ SEANS ALMALIYIZ? KAÇ SEANSTA ŞİFALANIR VEYA DEĞİŞİRİZ?

Kozmik Enerji hakkında araştırma yaptığınızda bazı terapist arkadaşlarım veya internet siteleri tüm hastalıklarınızdan kurtulmak için 12 seansın yeterli olduğunu söylemektedir. Dünya Sağlık Örgütünün aslında söylemek istediği şudur; DEĞİŞİMİN BAŞLANGICI(lütfen dikkat değişimin başlangıcı) için en az 12 seans alınması gerektiğini belirtir. Kozmik Enerjinin merkezi Rusya’ da, federasyonu Finlandiya' da bulumaktadır. Kozmik Enerji ile ilgili kararları bu federasyon ve merkezi vermektedir. Rusya'da almış olduğumuz eğitim ve seminerler sırasında da Sayın Emil Bagirov değişimin başlangıcı için en az 12 seans yapılması gerektiğini belirtmiştir. Seans sayısı sizin tekamül sürecinizle , yaşadığınız olaylar, travmalar, burcunuz, kan grubunuz ve hastalıklara göre değişmektedir. Gerçekçi olmak ve hayal dünyasından çıkmak gerekir. Kimsenin elinde sihirli bir değnek yok. Tüm travmalarınızdan arınmak iyileşmek için hem kendinize, hem de terapistinize zaman tanımalısınız.

Gözlemlediğimiz ve aldığımız geri bildirimlerde daha 1.Seansta bazı şeylerin değiştiğini söyleyen de mevcut, 15. Seansa geldiğinde birşeylerin değiştiğini söyleyen de mevcut. Bu kişilerin neyi değişim olarak algıladığıylada ilgili bir durum. Size bu noktada birkaç örnek vermek istiyoruz. Bazen insanlar değişimin farkına varmıyor veya çok geç farkedebiliyor. Kozmik Enerjiye başladığım ilk yıllarda şöyle bir deneyimim olmuştu, bu olay birazda kısa süreli hayal kırıklığına uğramama sebep olmuştu. Danışanımın çok fazla korkusu, utangaçlık duygusu, sosyal hayattan kopuk bir yaşantısı vardı. Bu yüzden de bir işyerinde çalışmıyor, insanlardan uzak durmayı tercih ediyordu. Bu durumdan kurtulmak için bana geldi ve ilk 12 seansını aldı. Fakat seanslar devam ederken basit değişiklikler olduğunu , asıl istediği şeylerin değişmediğini söyleyip duruyordu. Aslında bu basit değişiklikler insan hayatını etkileyen şeyler olmasına rağmen ( sürekli devam eden kabızlık, migren, uyuyamama) istediğimiz sonucu elde edemediğini düşünüyordu. Fakat gözden kaçırdığımız bişi vardı; kşinin ortamı hep aynıydı. Sonuçta eşi çocukları anne babası seans almıyordu. Kişiler aynı, olaylar durumlar aynıydı. Peki bu kişi davranışlarının, utangaçlığının, korkularının değiştiğini nasıl anlayacaktı? Bir arkadaşımız vasıtasıyla bu kişiye iş bulduk. İşe girmesi için teşvik etik. İşe başladıktan sonra kendisine bir haksızlık yapıldığında önceden kaçtığını, sessiz kaldığını, artık mücadele ettiğini, girişken olduğunu, sessiz kalmadığını, dolmuş şoförlerine utangaçlığından nereden geçtiğini soramazken rahatlıkla sorabildiğini ( sizin için ne kadar önemsiz ve basit değil mi?) insanlarla sohbet edebildiğini fark etti ve büyük bir mutluluk için bana geldi. Onun mutluluğuyla ben de mutlu olmuştum ve danışanımdan çok büyük bir şey öğrenmiş oldum. Daha sonra değişmediğini düşünen danışanlarımıza hemen ortamlarını değiştirmelerini, uzun zamandır görmediği arkadaşlarını, akrabalarını ziyaret etmelerini mümkünse tatile gitmelerini öneriyoruz. Bazen değiştiğimizi farketmek için mekanı ve mümkünse kişileri değiştirmemiz gerekir.

İkinci bir tecrübemiz ise; kişinin şeker hastalığı, psikolojik sorunları, uykusuzluk, kabızlık, tansiyon hastalığı vardı. Bunların yanında da aşkı bulamadığından şikayetçiydi. 12 seans içinde ve devamında kişinin şeker hastalığı iyileşti. Tansiyon ilaçlarından bir tanesini bıraktı ama kendisine göre en büyük sorunun aşkı bulamamak olduğunu düşündüğü , ilk sıraya da bu sorunu yerleştirdiği için diğer sorunlarının iyileşmesi ona değişik birşey olmuş gibi gelmiyordu. Çünkü yıllarca şeker ve tansiyon hastalığıyla yaşamış , bu durumu da kanıksamış. Aşkı bulsa değişik birşeyler olduğunu algılayacak. Siz hiç şeker, tansiyon, kalp hastalıkları, ağır psikolojik hastalık ilaçları kullanıpta ilacı bırakanı tedavi olanı duydunuz mu? Bakın; şeker , tansiyon, kalp, psikolojik ilaçlar sizi iyileştirmek için verilmez. Durumu stabilize tutmak için verilir. Nasıl yani ? Ne demek istiyorsun? Kafanız mı güzel? ;) Hmmmm biz size şöyle soralım o zaman .... gripsiniz, doktora gittiniz, size ilaç verdi, bir hafta kullandınız, ,iyileştiniz ve ilacı bıraktınız değil mi? Öksürüğünüz var mideniz bulanıyor, doktor antibiyotik verdi düzenli kullandınız iyileştiniz. İyileştiğiniz halde ilaç kullanmaya devam ediyor musunuz? Tabii ki hayır. Bahsettiğimiz o hastalıklarda ilaçlarınızı ömür boyu kullanmak zorundasınız. Seanslar sonrasında 40 yıllık ilacını bırakan iyileşen insanlar nasıl oluyor da değişimin farkına varmıyor. İlginç doğrusu.. Uykusuzlukları, tansiyonları, ilişkileri değişip bunun farkına varmayan insanlar da oldukça fazla. Çoğunlukla biz belirtmek zorunda kalabiliyoruz. Farkında mısınız şu şu sorunlarınız ortadan kalktı. Aaaaa evet diyorlar birlikte gülüyoruz. Ama aradığım aşkı bulamadım diyebiliyorlar. İnsanlar aradığı aşkı neden bulamıyor ? bunu da başka bir başlık altında cevaplayacağız.

Kişiler, yaşadıkları olaylar, hastalıklar sebebiyle biran önce sorunlarından kurtulmak istiyor bunu gayet iyi anlıyorum. Çünkü ben de aynı hisleri yaşadım. Kurtulmak için denemediğim yöntem , gitmediğim şehir , terapist neredeyse kalmadı. Fakat bu bir süreç. Karşıma çıkmadı mı , seni şu kadar sürede iyileştiririm, dertlerinden tamamen kurtarırım diyen birsürü karakterle karşılaştım ve kandırıldığımı çok geç anladım. Hani herşeye pozitif bakıyormuş, her olayın farkındaymış da çok mutluymuş, kuşları çiçekleri böcekleri çok seviyormuş, kötülük yapan insanları bile seviyorlarmış, herşeyi sevgiyle kabul ediyorlarmış, sürekli ama sürekli bunları dile getiren terapistlerden koşarak uzaklaşıyorum. Maalesef çevremde o kadar çok terapist arkadaşım var ki ; çok dertli, mutsuz, içi kan ağlıyor ama sanki herşey dörtdörtlükmüş gibi göstermeye çalışıyorlar. Hiçkimse kusura bakmasın böyle bir dünya yok. Ben de doğayı hayvanları çok seviyorum ama bunu her seferinde her gün her an dile getirmenin ne manası var? Size de yapmacık gelmiyor mu? Bir sorun bakalım onlara. (Ben sordum ;) kedi seviyor musunuz yada besliyor musunuz? Iyyyyyyyyyyy hiç sevmem kediler nankördür diyorlar. Eeee hani çok seviyordun hayvanları ne oldu senin sevgine? Sana küfreden insanı da seviyor musun? Geçin kardeşim bunları. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. O kadar yanlış lanse ediyorlar ki olayları, bana küfredeni, saygısız olanı niye seveyim ben! Belirli ölçülerde insanlara saygı duyarım, duymalıyız ama saygısızlık ve seviyesizlik boyutunu fazlasıyla aşan insanlara karşı da susmak pek akıllıca değil. Olması gereken de bu değil zaten.

Başınıza gelen kötü olaylara , kötü davrananlara karşı hakkınızı doğru şekilde, doğru zamanda aramalısınız. Peygamberlerin, halifelerin hak adalet aranması konusunda birçok sözü mevcuttur; “Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz” , “Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır” , bana göre çok çok önemli bir söz “Hakkınızı gece 3 e kadar arayınız” bu sözde başka bir sır var ve bunu merak edenlere yüzyüzeyken açıklayabiliriz. Sonuç olarak televizyonlarda car car konuşan sözde hocalar , sözde şifacılar var ya ; herşeyi sevelim, haksızlık yapılsa da sevelim sevilelim, pozitif düşün pozitif olsun, hani bize sürekli fakirliği tavsiye eden söylemleri var ya!! Kendileri o söyledikleri , önerdikleri hiçbirşeyi yapmıyorlar, uyanmanızı istemiyorlar. Sıkıyorsa birisi onlara laf atsın, işlerine istemeden de olsa engel olsun, bakın nasıl davranıyorlar neler yapıyorlar. Ne onlar gibi olmak, ne de önerdikleri gibi olmak doğru değil. Herşey belirli bir çerçevede doğru şekilde , doğru yaşam ve emredilen hak adalet anlayışıyla saygılı ve ölçülü olmanı. Ne hak yemeli ne de yedirmeliyiz. Yaşadığınız haksızlığa tepki vermezseniz, değişime direnirseniz zamanla hasta olursunuz. Yaptığımız seanslar sonucunda Kozmik Enerji sizi sorunlarla yüzleştirecek ve olaylara tepkinizi değiştirecek. Eğer yüzleşmekten korkar ve kaçarsanız siz bu sorunları çözünceye kadar kişiler belki değişecek ama olaylar aynı veya daha yüksek boyutlu sorunlarla karşılaşacaksınız.

Merak etmeyin Kozmik Enerji bu sorunları daha kolay ve kısa sürede atlatmanızı sağlayacak. Zamanında ve doğru tepkiler vermenize yardımcı olacak. Israrla değişmekten korkar ve kaçarsanız seans sayınız bu tepkilerinize göre değişecektir.

Galip & Damla



Ana Sayfa | Hakkımda | İletişim
Copyright 2009 Reikienerjisi.com. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz. Web Tasarımı : mostaryazilim.com