Takyon

Evren ve Takyon Enerji Kapıları

Bugün artık bilim sayesinde, evrende mevcut bulunan maddenin yoğunluğu, kainatın ve dünyamızın yaşı veya big-bang'le evrenin nasıl oluştuğu, kara delikler, solucan delikleri ve bunun gibi daha birçok kozmolojik sırları açıklayabilecek derecede fikir sahibiyiz.

İlk defa 1969'da Amerikalı J. Wheeler tarafından keşfedilmiş ve adlandırılmış olan karadelikler içerlerinde sonsuz yoğunlukta madde taşıyabilen gök cisimleridir. Kara delikler, güneş'ten yüzlerce kere daha büyük olan yıldızların yaşamlarının sonunda küçülerek, bir nokta kadar boyutsuz ve hacimsiz bir yapıya bürünebilirler. Bu yoğun ve kavranılması güç oluşumlar, karadeliklere çok yoğun ve etkili bir çekim alanı kazandırırlar. Nitekim, A.Einstein'ın özel relativite teorisinde belirttiği gibi: "evrendeki en yüksek hıza sahip ışık" bile karadeliklerin yeterince yakınına geldiğinde bu güçlü kütle çekimine yenilerek, karadelikler tarafından yutulur.

Karadelikler, üzerlerine gelen her maddeyi ve ışığı kolayca emebildiklerinden dolayı, hiçbir zaman doğrudan gözlenemezler. Zira bir cismi görebilmemiz için, ancak ondan bize ışık ışınlarının gelmesi gerekir. Bir karadelik, uzaydaki gaz ve tozları toplarken çevresindeki uzayda bir takım değişiklikler yapar.

Einstein 1905 ve 1915 yıllarında ortaya attığı özel ve genel görelilik kuramlarıyla doğaya, maddeye, uzaya ve zamana farklı bir bakış açısı getirmiştir. Genel görelilik kuramı, kütle çekiminin nasıl işlediğini anlatır. Ama bunu yaparken, hiçbir zaman çekimi bir kuvvet olarak düşünmez. Bunun yerine, cisimlerin çevresindeki çekim alanlarının, uzay ve zamanın bükülmesi sonucu oluştuğunu söyler. Cisimler, içerdikleri kütlelerine oranla uzayda çukurluklar oluşturur ve zamanın akışını yavaşlatır. Ancak uzayın derinliklerinde, tüm çekim kaynaklarından uzakta, uzay ve zaman tam anlamıyla düzdür. Çekim alanının gücü arttıkça uzay-zaman eğriliği de artış gösterir. Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur: Madde uzay-zamanın nasıl eğileceğini, uzay-zaman da maddenin nasıl davranacağını belirler.

Evrende tezahür etmiş tüm madde ve enerji formlarının kaynağı ise takyondur (yani Kozmik Öz Enerji). Takyon, elektro manyetik alanların negatif etkilerini nötralize eden ve pozitif enerjiye dönüştüren bir enerji sistemidir ve bu yönü ile Takyon, ışık hızından milyonlarca kez daha hızlıdır. Evrende her şey matematiktir ve sayılara dayanır. Nasıl ki negatif sayılar antimaddeyi haber vermişse, soyut sayılar da soyut kütleyi, yani Takyonların olduğunu bize haber verir. Bildiğimiz somut kütlenin karşısındaki evren soyut evrendir ve Takyonlar bu soyut âlemin yapıtaşlarını oluşturmaktadırlar.

Soyut kütle çekim etkisine de girmediğinden Takyonların uzayı Riemann modeli (bizim evrenimiz)ndeki gibi küre değil, semer biçimindeki Lobatçevski uzayı benzerindedir. Yani açık ve genişleyen bir evrendir ve başladığınız noktaya dönemeden sonsuza açılırsınız. Çekim etkisiyle bir uzay büzüşür, fakat takyonlar uzayı büzmediği gibi tam tersine gererler ve eğriliği düzeltirler. Böyle bir uzay, kenarları olmayan sonsuz bir evren (Lobatçevski evren modeli)dir. Bizi dışımızdan kuşatır ve içimizde de her noktada yer alır. Takyonlar aynı zamanda, 5. boyut olarak bilinen melekler ve diğer galaksi sisteminde yaşayan ve kozmik bilince sahip varlıkların boyutudur.

Evren bilmediğimiz ve uçsuz bucaksız olan takyon enerji kapıları sayesinde birbirine bağlantılıdır. Takyon enerji kapılarından geçen bir varlık, ışık hızından daha hızlı olan takyon enerjisine ulaşacak ve tüm alemleri gezebilecektir. Dünya ise bu kapılar arasında bir geçit vazifesi görmektedir. Diğer gezegenlerden, dünyaya ziyarete gelen varlıklar (Koldas, Ummo, Sirius, Zeta, Oktra Planetleri vb.) binlerce ışık yılı uzaklıktan bu Takyon enerji kapıları (Takyon kapsülleri) sayesinde seyahat edebilmektedirler.

Kaynak : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=17345

Ana Sayfa | Hakkımda | İletişim
Copyright 2009 Reikienerjisi.com. Her hakkı saklıdır. İzinsiz kopyalanamaz. Web Tasarımı : mostaryazilim.com